Sabahın aydınlık yüzü yüzüme yansımışken, gözlerimin karanlığına sebep ne idi? kimdi? Tutunamadım ne gecenin matemine, ne gündüzün asaletine. Oysa geceyle gündüzün kesiştiği çizgide kalmıştı düşlerim. Düş ve gerçek birbirine bu denli karışmamıştı ki hiç. Düş sandığım gerçeklerim gerçek sandığım düşlerim vardı artık. İkisinin arasında sıkışan ruh, isyanlarda oradan oraya savuruyordu kendisini ve ben biçare arar olmuş savaş açmıştım ruhuma ilkin.
Barışa susamışken içimde başlayan savaşı durdurmanın yolunu bulamadım. Yüreğimin izlerini silemedim gözlerimin ışığını kaybettim. Ah bilseydim içimdeki yangının beni küle çevireceğini. Bir bilseydim, bilebilseydim.
Görünmez duvarların ardına sığındım şimdilerde. Kimselerin erişemeyeceği derin bir kuyuya hapsettim kendimi. Gittikçe kayboluyorum derinliklerinde. Nereye dönsem zifiri karanlık.Sözlerim anlamını kaybetmiş başıboş.
İçimde sıkışıp kalan cümlelerim var ayrılığa, ölüme ve aşka dair. Lakin yetmiyor gücü sözlerimin anlatmaya. Özlemlerim var dillendiremediğim, sözcüklerim var istesem de söyleyemediğim.
