14.08.2008

Bilseydim

Gün Bitti..

Sabahın aydınlık yüzü yüzüme yansımışken, gözlerimin karanlığına sebep ne idi? kimdi? Tutunamadım ne gecenin matemine, ne gündüzün asaletine. Oysa geceyle gündüzün kesiştiği çizgide kalmıştı düşlerim. Düş ve gerçek birbirine bu denli karışmamıştı ki hiç. Düş sandığım gerçeklerim gerçek sandığım düşlerim vardı artık. İkisinin arasında sıkışan ruh, isyanlarda oradan oraya savuruyordu kendisini ve ben biçare arar olmuş savaş açmıştım ruhuma ilkin.
Barışa susamışken içimde başlayan savaşı durdurmanın yolunu bulamadım. Yüreğimin izlerini silemedim gözlerimin ışığını kaybettim. Ah bilseydim içimdeki yangının beni küle çevireceğini. Bir bilseydim, bilebilseydim.
Görünmez duvarların ardına sığındım şimdilerde. Kimselerin erişemeyeceği derin bir kuyuya hapsettim kendimi. Gittikçe kayboluyorum derinliklerinde. Nereye dönsem zifiri karanlık.Sözlerim anlamını kaybetmiş başıboş.
İçimde sıkışıp kalan cümlelerim var ayrılığa, ölüme ve aşka dair. Lakin yetmiyor gücü sözlerimin anlatmaya. Özlemlerim var dillendiremediğim, sözcüklerim var istesem de söyleyemediğim.

8.08.2008

Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var




Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa,bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle,tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

Ataol BEHRAMOĞLU