10.12.2010

ANILARI KESMEK

Gül bülbüle vurgun, bülbül güle. Tek şahitleri sessiz bahçıvan. Gün aşırı gelir oturur dibine gülün dinler, anlamaya çalışır bülbülü. Yaramaz çocuklar yüzünden bir gün dalı kırılır gülün. Bülbül feryattadır ve gül son nefesini verirken ağlamaklı. Ne yapsın ki şimdi bahçıvan alır makası eline dalını keser gülün daha fazla acı çekmesin diye.

Bahçıvan üzülmekle beraber zorunda hissetmiştir kendisini. Bülbülün feryadına içi yanarak görevine geri dönmüştür. Gülü kaybeden bülbül acı acı ötmektedir artık. Hayatın acı veren yönlerini bir kâğıdı, her hangi bir bez parçasını keser gibi kaldırıp atamazsınız. İnsan bazen yaşanmışlıklarını kesip atmayı tercih eder. Olmamışçasına devam etmeye çalışır ömrüne. Belki başarır belki daha çok saplanıp kalır geçmişine. Herkese ve yaşanan anlara göre değişir bu. Hayatın kesitlerinden azar azar keser atarız kimi zaman. Ya da kestiğimizi, kaldırıp attığımızı zannederiz. Beynimizin kalbimizin derinliklerinde zaman içinde sinmiş bir detay olarak kalır. Zararı olmaz deriz, unutmak isteriz. Hâlbuki asıl zarar veren görmezden geldiklerimiz ya da kesip attıklarımızdır içimize. Bir de bizimle birlikte anmak istemediğimiz, ayıplarımız, suçlarımız, günahlarımız vardır. Bir daha hatırlamak istemediğimiz anılarımız vardır. Oysa bir jiletle, bir bıçakla ya da bir makasla kestiğimiz her hangi bir şeye benzemez bu. Kesilmez ve silinmez bir şekilde gelecek günlerde kendisini hatırlatmaya devam edeceği anları beklemeye çekilir.
Ayrılık zamansız gelir ve özlem başlar yüreklerde. Ölüm ayrılık kadar acıtmaz insanın içini. Ölünce beynin sana oyunlarını oynayamaz ruhun ayrılıp gitmiştir bedeninden. Hâlbuki ruhu olan beden için azaptır ayrılık. Yanıp durur içinde bir volkan ve gözlerin nemlidir çoğu zaman. Ayrılıkla beraber derin bir hasret başlar. Özlemek güzeldir vuslat varsa sonunda. Peki ya yoksa? İşte ömrünü gün gün yiyen seni eriten bir hal alır ayrılık.
Özlemini, anılarını kesebilir misin bir makas yardımıyla. Yardımcı olmaz hiçbir kesici alet artık sana. İstersin kesip bir çırpıda atıp unutuvermeyi. Verilen hediyeleri, fotoğrafları, kızgın bir anında kesebilir, yakabilir, yırtıp atabilirsin hiç acımadan. Lakin anıları kesemezsin.
Unutmak istersin kötü anıları nedense. Haksızlık değil midir güzel anıları unutmamak. En büyük haksızlık unutmaktır geçmişini. Gün gelir hesap sorar geçmişin senden. Unutmuştum hatırlamıyordum dersin masum bir ifadeyle. Oysa sen kendine yalan söyleyip avutmuşsundur onca zaman kendini. Ne büyük zavallılıktır unutmak, unutmaya çalışmak. Unutmaktan çok unutulmak acıtır insanın içini. Belki de bu sebepten unutmaya çalışmamak gerekir yaşanılanları. Unutmaya çalışmak diye bir şey yok insanın beyninde. Silinecekler arasına atarsın ilkin, yüreğinin de derinliklerine gizlersin. Şansın varsa gün yüzüne çıkmayacaktır kim bilir. Kim bilir belki de hiç umulmadık bir anda kendisini gösteriverir.
Elime verin kör bir makası kesebileceksem keseyim tüm içimi acıtan ayrıntıları. Kendini kandıranlar arasında bende alayım yerimi. Şansım varsa zaman kestiklerimi çıkarmayacaktır nasıl olsa karşıma. Böyle avutmak istese kişi kendisini ne kadar avutabilir sizce?
Kandırmaktan gelin vazgeçin kendinizi hayat acı ve tatlı anılarıyla güzel. Kandırmayı seçiyorsanız eğer ömrünüze yazıktır. Durun ve bir kez daha düşünün. Acıyla yoğrulur ve bir meyve misali olgunlaşır insan. Geçmişinizden kaçamazsınız gün gelir karşınızda beliriverir. Yaşanılanları unutmaya çalışıp bastırmak mı kolay? Kabullenmeye çalışıp zamanın kollarına kendini bırakmak mı? Bu durumda bir makas gibi kollarımızı açalım geleceğe dair umutlarımızı gözleyelim hep birlikte.

Hiç yorum yok: